Yine yollara düştüm ilk durağım Adıyaman ama malesef ilk defa Türkiye’nin bir şehrinden keyif alamadım. Düşünün şehir simgesi Nemrut dağında engellilere yönelik bir çıkış hadi o olmadı bir teleferik kurmak çok mu zor. Bunu inşaallah cimer’e de yazacağım burada da söylemek istedim.
MALATYA SOMUNCU BABA KÜLLİYESİ
Adıyaman’dan sonra ikinci durağım Malatya oldu, eniştem Malatyalı olduğu için gitmeden önce nereler gezilir neler yapılır diye kendisine danıştım, bana gerekli olan bilgileri verdi. Bende bunu üzerine Darende Somuncu Baba Külliyesine gittim, Anadolu da bir çok Külliye mevcut her Külliyenin kendine has hikayesi var bu hikayede buranın hikayesi de Somuncu Baba her gün sokakta somun ekmek satmasıydı, o yüzden böyle bir isim de anılıyor. Benim kanaatimce ölmeden görülmesi gereken yerlerden bir yer ayrıca gerçekten insanları çok kibar naif insanlar.
ELAZIĞ-HARPUT
Küçükken en sevdiğim televizyon dizilerinden biri İbrahim Tatlıses’in oynadığı Fırat dizisiydi, malum böyle bir türküsü de var. Ve o türkünün içinde Harput Kalesi de geçiyor hem kalenin muhteşem görüntüsü hem de acımasız Fırat nehrini görmek bana o dizideki kadının boğulma anını hatırlattı. Kaldı ki malum Fırat nehrinde gerçekten geçmişte çok boğularak ölen olmuştu. Bunları düşününce hani dönme dolaba bindiğinde hem keyif alırsın hem de sürekli korkarsın ya Fırat nehri aynen bana o hissi verdi, şunu söylemeden geçemeyeceğim mutlaka hem oranın insanlarını hem de oranın tarihi güzelliklerini mutlaka görün.
DEPREMİN ETKİLERİ
Bu üç ilimizi gezerken depremin vermiş olduğu etkileri çok merak etmiştim, orada tanıştığım bir genç ile oturup bir saat sohbet ettim. Kendisi ve çocuğu enkaz altından çıkarılmış ama malesef anne ve babasını kaybetmiş. Elbette böyle bir çok hikaye var aslında deprem sadece olduğu anda bitmiyor arkasında binlerce hikayeler ile dolu enkazlar bırakıyor. Deprem her ne kadarda olsa evleri yıkıyor ama insan hayatı boyunca daha büyük enkazlar bırakıyor ve o enkazı kaldıracak hiç bir beşer güç yok.
Selam ve Dua ile…