Geçen hafta Adem Özköse’nin aracılığıyla haberdar olduğum Konya’daki Davet Platformu’na katıldım. İslami camiadan birçok önemli kişi konuşma yaptı. Hepsini dikkatle dinledim. Günümüz toplumunda dejenerasyon, fuhuş ve ahlaksızlık bu kadar yaygınken, İslam’a davet elbette büyük bir önem kazanıyor. Bu yazımda konuşmaları tek tek anlatmak yerine kendi düşüncelerimi ifade etmeye çalışacağım.Birinci nokta: Türkiye’de çok sayıda tarikat, cemaat, grup ve dernek var. Hepsi İslam adına davet yaptığını söylüyor, ancak aslında herkes kendi din anlayışına çağırıyor. Kimsenin kötü bir niyeti yok, fakat burada hakiki din ile kişinin din anlayışı birbirine karışıyor. Bu nedenle hangi tebliği dinleyeceğimiz önem arz ediyor.İkinci nokta: Tebliğ ederken kâdı değil, davetçi olmalıyız. Yani, İslam’ı anlatırken karşı tarafa sorgulayıcı olduğumuz hissini vermemeliyiz.Üçüncü nokta: Maalesef son 10-12 yıldır, özellikle 15 Temmuz sürecinden sonra, İslam’a davet konusu gerilemeye başladı. Bunun nedeni, sol kesimin etkili bir propaganda ile Türkiye’deki tüm cemaat, vakıf ve dernekleri FETÖ ile aynı kefeye koyan söylemleri. Bu durum, davet açısından bizi geri adım atmaya itti. Sonuç olarak toplum daha fazla bozuldu ve İslami değerlerden uzaklaştı. Örneğin, bir ya da iki yıl önce bir solcu yazarın kitabını okumuştum. IŞİD ile uzaktan yakından ilgisi olmayan İslami kişi ve kurumları onlarla aynı potaya koyacak kadar büyük bir yanılgıya düşüyordu. Aslında buna yanılgı demek bile yanlış, çünkü bu bilinçli bir şekilde yapılıyor; amaç İslam’a zarar vermek.Tüm bunlar ortadayken, davet konusunu yeniden değerlendirmek daha da önem kazanıyor. Davetin ve davetçinin dilinin, bin düşünüp bir konuşması gerekiyor. Bu programı düzenleyenlere kendi adıma çok teşekkür ediyor, bu tür programların devamını diliyorum.Selam ve dua ile…
DAVET PLATFORMU
02
Tem